23.8.10

Paylaş



Uploaded with ImageShack.us

29.7.10

Kuştur.

Paylaş


Günah oldu artık yazmakta
Karganın kuş olduğunu yazsan
Kabahat olur
Karga bu öterde, konarda.
Konacak o kadar diyar dururken
Geldi pisledi kafamıza

De şimdi ne yapayım?
Karganın uçtuğuna mı?
Öttüğüne mi?
Pis gezdiğime mi yanayım?


Yılmaz ERBAY

10.5.10

Paylaş




Güneş ve Yaprak

Hayalimin ötesinde bir yaprağım yere düşen
Yardıma yetişenleri itiyorum
Islak gözlerdeki buğulu bakışın sebebi değilim biliyorum
Her zaman ki halimle, suskun, çaresiz dinliyorum.
Yere değiyor kurumuş bedenim.
Son bir kez tut nedensiz, elimi.
"Kimse değil sen lazımsın bana" diyorum
Saklanmış kalmışsın bulutların arasına görüyorum.

Yılmaz ERBAY

1.5.10

CAN'CA

Paylaş

"Saat'in kaç olduğundan haberin var mı?" dedi
"Saat'den haberi olanın, bu saat'de ne işi var" dedim.

30.4.10

yeni aşıklara...

Paylaş


kalp duvara vursa bu kadar ses getirmez
sende çarptı dünya duydu
metin adım senin yüreğinde
sevgiyi buldu
hani buldun ya beni
adın gibi güzel sevgili

artık bütün şarkılar manalı
aşkım gibi
gökyüzü kararsa umrumda olmaz
gün senle başlar bu saatten sonra
dostlar sağolsun şimdi
bizi mutlu gördüler ya...

Yılmaz ERBAY

19.4.10

çizgilerimin sesi

Paylaş
Görmemiştim daha önce yitirdiklerimi

Aynalara küstüğüm seneleri
Dudağımdaki çatlaklardan farksız yıllar

Başım dönüyor

Hayaller arasına sıkışmaktan

Adını sayıkladığım her saniyeyi
hatırlamamaya çalışsamda
Duvarlara vuruyor yansımam

Kasvetli bir rüya bu
abuk sabuk
yaşıyoruz işte
sıyrık, hafif donuk

bir görüntüyü saatlerce bekler mi insan?
...
hani bir yol vardır
başı sonuna uymaz ya
farkedemezsin
nasıl geçmiş o yolda seneler.
ve nereye gidersin?
...
belki bir gün devam ederim diye
yarım bırakıyorum
bütün çizgiler benimle artık
hissediyorum...

Y.ERBAY

16.4.10

Yansıma-4

Paylaş


Oyulası tahta düşüncelerim
Her çizikte derinliği artan
Saksı kafana darbedir
Sonuçları bulunamayan.


Oturamadığın düzlemde düşün
Yolların olmuş kördüğüm
Tırmaladıkça bitiyor
Hayal kırıklığı ömrün.

Yılmaz ERBAY

4.4.10

Aşk Olsun


Gözyaşımda mat olanı seçtim,
Hayalde buğulu bir tat olsun.
Nasılsa olmayacak bilirim
Tuzlu sevdası tozlu olsun.

Sevgiyi bilen yar seçtim,
İki eli göge açık olsun.
Yüzünde güneş, uyandığında.
Her an, "şükür" lafı olsun.

Tohum verdi Aşk, yaşama.
Şen şakrak dilleri olsun.
Üstündeki tüm dertlerin
Boynuna sarıldığında unutulsun.


Yılmaz ERBAY.
04.04.2010


Paylaş

13.3.10

Kahkahanın İçinde Tavla..

Paylaş


Kahkahayı nasıl kelimeye dökebilirim diye uzun uzadıya düşündüm. Sonuçta bir kelimeye sığdıramayacağımı anladım. Yani ne yazsaydım? Abuk sabuk birkaç heceyi birleştirip yeni bir kelime mi bulsaydım? Yok… Bana yakışan duyduğum kahkahadan anladığım duygu ve düşünceleri belirtmek olurdu.
Önce atlı bir savaşçının çılgın savaş narası gibi geldi. Sonraları sazda bir nota. İlginçti. Tatmaya çalışan gözleri bağlı, burnu koku almayan hastalıklı hissettim kendimi. Çözümlemek için önce gözlerimi açmalıydım. Güzel kahkahanın komik yüzüyle karşılaştım. Ne yüzdü ama. Kendini içine çeken havası, “güler yüzlüye” katılma arzusu veriyordu. Varlığı, koku alma gibi duyularımızı sebepsiz ve nedensiz kılmaktaydı. İçine düşecektik kahkahanın. Hatta düştük…
Üç kişiye sebep yıkmıştık tüm tabuları. Düşen önce Bülent oldu aramızdan. Ne düşüştü ama. (Bu, ne şöyleydi; Ne böyleydi gibi kelimeleri özellikle aynı haz’ı verdikleri için kullanıyorum.)
Kızarık kahkahalar arasından zor yırtıldık. Yırtılmakla da kalmadık abarttık ve yarıldık. Yarık, yırtık, kızarık kahkahalardık.
Ben az bir sıyrıkla atlatmıştım düşüşümü. Paraşüt nidasında inişti benimkisi. Bülent tam göbeğine çakıldı nidasının. İçine beni de alır mısın durumları kahkahamıza sığmamış, sığdıramamışlığımızın ortasına Serkan’ı da almıştık.
Neyse ki sığan sığ zarların düşeşi boldu da; gülen gül yüzlülerin kahkahası eksik olmadı.
Ne kadarı gerçekçi ne kadarı hayal bilemem kumarı kazanan aşkı kazanamadan oyun çoktan bitmişti.
Hiç bu kadar maneviyatı bol bir oyun oynamamıştım. Hem kahkahanın içinde hem de dışında oynadıkça maksimum fayda. Hadi bakalım sebayü dü nereye sallarsan salla.

Yılmaz Erbay
03.11.2004

27.2.10

Ankara


Ankara'yı seyrediyorum, gözümde gözlük.
Bedava otobüs kartlı ihtiyarlar yok sokaklarda.
Tekelciyim diye bağıranlarda...
Ankara'yı seyrediyorum gözümde gözlük,
Beton yığınlarından gelmiyor sesler, ağaç yaprakları...
Gölgelerin yerlerinde yeller,
Ankara'yı seyrediyorum bir yabancı.
Yabancının kâr gözlüklerinde
Ve kâr'a hasret Ankara'yı...

Paylaş

23.11.09

31.5.09

Akzambak-3


Paylaş



Yıllara teğet çizilmiş geçmişimin içinde
sensizliğin ızdırabını yaşıyorum.
Çiselenmiş bedenimini tamire çalışmanın
ne kadar anlamsız olduğu kanısında
hem fikir arkadaşlarım.
Geçmişime bağlılığım aptallığımdan mıdır bilinmez?
Lakin yokluğunda ki sersemliğimden de pişmansızdım.
Her zaman ki yerde.
Aşk ın tam ortasında...
Daha geçen rastladım Çise nin soğuk, sanal kelimelerine.
Uzun zaman alan köreltmeye çalıştığım duygularımı
savurdu rüzgarında.
Bir kelimesi yeterliydi.
Aşkın kalacağım, sende.
Uzağın anlamsızlığında düğümlendi cümlelerim.
Kırık şişelerde taradım yüzünün suretini.
Bulanık başlangıçların sardı hayalimi.
Kirpiklerimin açılıp kapanma mesafesinde hatıralarım.
Canlanan yeni yetme değildi hissiyatım.
Ben bütün doğamı kurduğum bu sözlere adadım.
Sen vardın ve sen olacaktın.
Ölümü bekleyen hastalıklı bedenime ilacım.
Oysa mutlu olmanın çözümsüzlüğünü çoktan aşmıştım.
Çise akacaktı yanaklarımdan gülücüklerimin ortasına.
Sır perdelerimi aralayacaktım dolunayda ve baharda.
satırlara sığdıramadığım Aşk ı anlatacaktı dilim.
Öpücüklerimde insan olacaktım, yaşamanın değerini bilen.
Sonsuzluğun tadına nefesin de varmaktı planlarım.
oysa sen kaçtın.
Arkana bakmadan hemde.
Değer vermeden yok olmaktı sevgisizliğe.
Dedim senin mecnunun benim
arama artık başka sevda yanındayım işte
Ve yokluğumda söküp atamazsın,
kalbin bağlı tüm isteklerime.

Yılmaz Erbay
31.05.2009

28.5.09

Yansıma.3


Paylaş



Toprağın kokusundayım çiğ,
Bin arşın uzaktayım şimdi.
Ruhuma güldüğün her vakti,
İşaretledim bugün gibi.

Yılmaz Erbay
26.05.2009

10.3.09

GAZZE ÇOCUKLARI


Paylaş



Göz yaşında görünen dünya yansıması,
Çocuk, aklınla becer sana tokat atanı,
Yüzünde yılların savaş izleri,
Oyuncağına değil yetim kaldığına ağladı,

Bilemediler ne istediklerini,
Tek beklentileri gelecekleri.
Bu yüzden sapan tutuyor elleri,
Kahraman gazze gençleri.

Yılmaz ERBAY

23.12.08

Yansıma.2

Paylaş
Aşina yüzünde çizgilerin,
Yalın kalsın bırak.
Hayatın anlamı üç beş kelime,
Ne fayda çırpınmak.

Ufka çizgidir hayallerin,
Umutsa son durak.
Tutunduğun dalda birkaç meyve,
Afiyetle yemene bak.

Yılmaz Erbay
23.12.2008

18.12.08

Yansıma.1


Paylaş



Öz'e basılan parmak izi
Geçmişi hatırlatır davranışım
Çekilen suların dağıttığı
Düzensiz haller görünürlüğüm

Toparlanmaya çalıştıkça savrulur
Rüzgarsız duyarlılığım
Üst baş yırtık, yamalı
Aşksız virane gezginliğim

Yılmaz Erbay

Yasal Uyarı

©Bu sitede yayınlanan şiir, öykü ve deneme ve eserlerin her türlü yasal sorumluluğu ve telif hakkı, eserleri yayınlayan editöre yazar'a ve şair'e aittir.

® Sitemizde yayınlanan şiir, öykü, deneme ve diğer eserler; yaratıcılarının onayı alınmadan hiç bir şekilde başka amaçlar için kullanılamaz, yayınlanamaz. ®

© Created by Yılmaz ERBAY http://www.yilmazerbay.com/ - Ocak 2007


warning

© This site, published poetry, short stories and essays and works of any legal responsibility copyright, to the author and poet published works belong to.



® Published on our site poetry, short stories, essays and other writing types; creators without confirmation is not available for other purposes by any means, broadcast. ®



®
Created by Yılmaz ERBAY http://www.yilmazerbay.com/ - Ocak 2007

Video Çubuğu

Loading...

Video Çubuğu

Loading...